Diffie-Hellman Anahtar Değişimi
Özet
Öncelikle biraz bilgisayar çağı öncesine dönelim; hatta yazının icat edildiği zamana kadar gidebiliriz. Çünkü gizli bilgilere sahip olma kavramının uygarlığın başlangıcına kadar dayandığı düşünülmektedir. Savaşlarda, politik entrikalarda veya kişisel mesajlarda bilgilerin yalnızca istenilen kişi tarafından anlaşılması her zaman büyük önem taşımıştır. Bu amaçla geliştirilen kriptografi, yani şifreleme bilimi, binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Örneğin Roma İmparatorluğu’nda Julius Caesar, mesajlarını gizli tutabilmek için her harfi alfabede belirli bir sayıda kaydırarak başka bir harf ile değiştirdiği basit bir şifreleme yöntemi kullanmıştır. Mesela her harf 3 birim sağa kaydırıldığında, şifreli metni çözmek isteyen kişinin de her harfi 3 birim sola kaydırması gerekir. Burada 3 sayısı anahtar olarak kullanılır ve mesajın doğru şekilde çözülebilmesi için bu anahtarın alıcı tarafından bilinmesi şarttır. Eğer bu bilgi (anahtar) gizli tutulmazsa, şifreleme amacına ulaşmaz ve ayrıca anahtar olmadan şifre çözülemez, çünkü alıcı her harfi kaç birim geri kaydıracağını yalnızca anahtar sayesinde bilebilir.
O zamandan itibaren uygarlıklar, harflerin başka harf veya sembollerle değiştirilmesine dayanan yerine koyma şifreleri (örneğin Caesar şifresi) ve harflerin yerlerinin değiştirilmesine dayanan yer değiştirme şifreleri yöntemlerini geliştirerek şifreleme tekniklerini çeşitlendirmiştir. Kullanılan tekniklerin karmaşıklık seviyesi ise dönemden döneme ve ülkeden ülkeye farklılık göstermiştir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri 1917’de I. Dünya Savaşı’na girerken, İtalya’da 1600’lü yıllarda kullanılan şifrelerden bile daha basit yöntemler kullanıyordu.