Gödel'in Açtığı Pencere: Eksikliğin İçindeki Umut
Özet
“Umut aslında kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü insanın çektiği eziyeti uzatır” der Nietzsche. Sert bir cümle. Hatta ilk okunuşta haksız gibi. Ama biraz durup düşününce neyi kastettiğini fark ediyoruz: Nietzsche için umut, çoğu zaman bugünü dönüştürmek yerine geleceğe ertelenmiş bir tesellidir. Nietzsche’ye göre insan, içinde bulunduğu koşullarla yüzleşmektense “ileride bir gün”e tutunur ve bu tutunuş, onu -şimdiki hayatından alıkoyup- edilgenleştirir. Umut burada bir erdem değil, bir avutucu gibidir. Buna karşılık Ernst Bloch’un umut anlayışı bambaşka bir yere çıkar. Bloch için umut, beklemek değil, hareket etmektir. Dünya tamamlanmış bir yapı değildir; ona göre insan da öyledir. Bloch’un “Henüz-değil” dediği şey tam olarak budur: İnsan, olduğu şeyle sınırlı değildir; olabileceği şeye doğru gerilim hâlindedir. Umut, bu gerilimi diri tutar. Yani pasif bir teselli değil, eylemi zorlayan sürekli bir güdüdür.